Dolar : Alış : 5.7704 / Satış : 5.7808
Euro : Alış : 6.3641 / Satış : 6.3756

HAVA DURUMU
hava durumu

konya22°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 44 Kategoride 1213 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

ÇAĞI YAKALAYACAĞIZ` DİYEN MEB, ORTA ÇAĞ`I YAKALAMAK ÜZERE!

25 Mayıs 2019 - 72 kez okunmuş
Ana Sayfa » Uncategorized»ÇAĞI YAKALAYACAĞIZ` DİYEN MEB, ORTA ÇAĞ`I YAKALAMAK ÜZERE!
ÇAĞI YAKALAYACAĞIZ` DİYEN MEB, ORTA ÇAĞ`I YAKALAMAK ÜZERE!

    ÇAĞI YAKALAYACAĞIZ` DİYEN MEB, ORTA ÇAĞ`I YAKALAMAK ÜZERE!

Eğitim sisteminin popülist söylemlerin oyuncağı haline geldiği, “Ben yaptım oldu”cu anlayışın egemen olduğu, tamamen ideolojik bakış açısıyla kağıt üstünde gerçekleştirilen değişikliklerle çağdaş, bilimsel ve laik eğitimin yok edilmeye çalışıldığı bir süreç yaşamaktayız.

Milli Eğitim Bakanlığı, şimdi de ortaöğretimde “reform!” diye nitelediği yeni bir modeli hayata geçirmeye hazırlanıyor.

Bilindiği üzere AKP’nin iktidarda olduğu 17 yıl boyunca eğitim sistemi adeta yamalı bohçaya dönmüş, 7 kez Milli Eğitim Bakanı değişmiş, her gelen bakan öncekinin tersi uygulamaları reform olarak yutturmaya çalışmıştır. Daha yeni uygulamanın sonuçları belli olmadan başka bir uygulamaya geçilirken, eğitim sisteminde yapılan köklü değişiklik sayısı 15’e ulaşmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın ideolojik bir tercihle uzun süredir yürüttüğü dönüşüm programı neticesinde, meslek liseleri ve imam hatip liselerinin ortaöğretim içerisindeki payı sistematik biçimde arttırılmıştır. Bu politikanın bir sonucu olarak, sınav sistemlerinde değişikliğe gidilmiş ve genel akademik eğitim baskılanmaya çalışılmıştır. Öğrencilerin meslek liselerine, imam hatip liselerine ve açık liseye fiili olarak yönlendirilmesi, sınav sisteminin bu amaca uygun olarak yapılandırılması, yoksul ailelerin çocuklarının hayatlarına camdan duvarlar örmüş, yükseköğretime geçiş sürecini daha baştan belirler hale gelmiştir.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un açıkladığı ve 2020-21 yılında 9. Sınıflardan başlayarak kademeli geçiş yapılması planlanan yeni sisteme göre; ders sayısı azaltılacak, liselere kariyer ofisleri açılacak, 12. Sınıflarda ders saatleri azaltılıp destek çalışmaları yapılacak, bilgi kuramı zorunlu ders olacak, her öğrenci üniversitedeki gibi kendi istediği dersleri seçebilecektir.

 Ortaöğretim tasarımı modelini incelediğimizde, ‘ortaöğretimde esnek ve modüler yapı’ yalnızca Anadolu liseleri açısından kurgulanmış durumdadır. Ancak MEB’in 2023 Vizyon Belgesi ile birlikte değerlendirildiğinde karşımıza başka bir tablo çıkmaktadır. MEB, “esnek ve modüler yapı” uygulamasını imam hatip okulları için de planlamaktadır. Dolayısıyla bu hedefle uyumlu sadece imam hatip okullarının olması, genel ortaöğretimde geçişliliğin sadece Anadolu liseleri ve imam hatip liseleri arasında olmasına neden olacaktır.

Geçmişte denenmiş ve ülkemizdeki okulların fiziki eşitliği sağlanamadığı için başarısız olmuş kredili sistemin benzeri olan bu sistem, okullar arasında var olan eşitsizliği daha da derinleştirecek, eğitimdeki ticarileşmenin kapısını ardına kadar açacaktır.

Yeni sistemde, matematik,fizik, kimya, biyoloji, tarih, felsefe, beden eğitimi, müzik,resim gibi gençlerin pozitif bilimlerle,sanatla,sporla temasını sağlayan, neden sonuç ilişkisi kurmasını öğreneceği ya da kişisel gelişimine fayda sağlayacak dersler seçmeli ders olarak belirlenmişken din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu ders olarak belirlenmesi, Bakanlığın ‘modern’ söylemleri altında bilimsellikten ne kadar uzak bir anlayışın yattığını tekrar göstermiştir.

Meslek liselerinin, fen, sosyal bilimler, güzel sanatlar, spor liselerinin bu esnek ve modüler yapının dışında tutulması iktidarın politikaları açısından gerçekte yapılmak isteneni gözler önüne sermektedir. Açıktır ki MEB’in esneklik ile tarif ettiği sistem, okul sisteminin geleneksel yapısını alt üst edecek bir sürece işaret etmektedir. Çünkü genel ortaöğretimin temel işlevlerinden birinin yükseköğretime öğrencileri hazırlamak olduğu düşünüldüğünde; zaman içerisinde bu iki okul türünün programlarının birbirine yakınlaşması öğrencilerin imam hatip okullarına yönlendirilmesini kolaylaştıracaktır.

Öğrencilerin gelişimine büyük bir darbe vuracak olan bu değişiklik, eğitimciler için de kara haberler içermektedir. Bu değişikliklerle birçok alanda yaklaşık 67 bin öğretmen norm fazlası durumuna düşecektir . Böyle bir düzenlemede eğitimin paydaşlarının görüşünün alınmaması kabul edilebilir değildir. Kaldı ki ders sayılarını azaltma adı altında bazı dersler doğa bilimleri, sosyal bilimler gibi adlar altında birleştirilmekte fakat bu dersleri kimlerin okutacağı, bununla ilgili nasıl bir çalışma yapılacağı açık bırakılmaktadır.

Bakan Selçuk’a soruyoruz!

Kariyer ofisleri tüm okullarda açılabilecek midir? Açılacaksa bu ofislerde kimler görev alacaktır? Milli Eğitim Bakanlığı, okulu bir iş bulma kurumu olarak mı yoksa öğrenciyi psikolojik, akademik ve davranış açısından geleceğe hazırlayan bir kurum olarak mı tanımlamaktadır? Rehberlik servislerinin güçlendirilmesi, desteklenmesi yerine ‘kariyer ofisi’ uygulamasına neden ihtiyaç duyulmuştur?

Her ayrıntısının planlanmasına akademisyenlerin ve uluslararası uzmanların da katıldığı ifade edilen bu çalışma tüm paydaşların görüşü, katkısı, eleştirisi alınmadan neden damdan düşercesine açıklanmıştır? Sözü edilen akademisyenler ve uluslararası uzmanlar kimlerdir?

Ortaöğretim tasarımı’ açıklamasında ders çizelgesi, ders sayılarının azaltılması ve derslerin birleştirilmesi şeklinde düzenlenmiştir. Bu dersler kimler tarafından okutulacak, derslerin kazanımları ne olacaktır? Ders alan ağırlıkları dağılımında öğretmenlerin yaşayabileceği sorunlara ilişkin (Norm fazlası, ders dağılımında adalet, eşitlik vb.) hangi önlemler alınmıştır?

Bilim derslerini, gençlerin kültürel ve bedensel olarak geliştirecek dersleri seçmeli yapıp, din dersini zorunlu kılmanız nasıl bir mantığa dayanmaktadır? Her konuşmanızda bahsettiğiniz “çağı yakalamak”tan kastınız orta çağı yakalamak mıdır?

Ortak ders sayısının azaltılması, seçmeli derslerin oranlarının artırılması yönünde açıklanan ders çizelgesi, okul yönetimlerinin var olan yapısı üzerinden öğretmenler arasında ders dağılımı ve öğrencilerimizin ilgi, yetenek ve becerilerine yönelik yönlendirme süreçlerinde yol açacağı eşitsiz uygulamalara yönelik nasıl bir önlem alınmıştır?

Eğitim politikaları konusunda iktidarın ve eğitimden sorumlu kurumların, görevlerini bugüne kadar yerine getiremedikleri maalesef ortadadır. AKP iktidarı döneminde orta öğretim iflas etmiş, devlet liseleri sadece diploma alınan kurumlar haline getirilmiştir. Çünkü 17 yıldır reform diye önümüze konanlar çizelge değişikliğinden ibarettir. Oysa reform, bakış açısında olmalıdır.

Eğitim kalitesi bakımından aralarında uçurumlar olan okullar yaratılarak, talep olmamasına rağmen sürekli yeni imam hatip okullarının açılması ve imkanlarla donatılması; sermayenin okullara sokulması, zaten adil olmayan eğitim sisteminin son dönemde daha da eşitsiz hale getirilmesi, eğitimimizdeki sorunun bakış açısında olduğunu açıkça göstermektedir.

Eğitim sistemimizin temel sorunlarını çözme noktasında politikalar geliştiremeyen eğitimden sorumlu kurumlar, altyapısı hazırlanmadan yapılan değişikliklerle eğitimin mevcut sorunlarını daha da ağırlaştırmaktadır.

Öğretmen; eğitimin tüm sorunlarının hedefinde gösterilmekte, sorunların çözümü için ise öğretmen eğitimlerinin planlandığı açıklanmaktadır. Öğretmenlerin hak ve özgürlükleri genişletilmeden nitelikli eğitimden söz edilemez. Örneğin, seçim meydanlarında öğretmenlere söz verilen 3600 ek gösterge yaşama geçirilecek midir? Sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilecek ve mazerete dayalı tayin hakkı başta olmak üzere tüm hakları iade edilecek midir? Ücretli öğretmen uygulamasına son verilecek midir? Ataması yapılmayan öğretmelerin atama sorununa çözüm bulunacak mıdır? Öğrencilerimizin ilgi, yetenek ve becerileri doğrultusunda yönlendirilebilmesi için bilim, kültür, sanat, spor, yabancı dil branşları başta olmak üzere tüm branşlardan atama yapılacak mıdır? Proje okul uygulamasına son verilecek midir? Yönetici atamaları, öğretmen atamaları, proje okullarına öğretmen alımında mülakat uygulamalarına son verilecek midir?

Öncelikle yapılması gereken, bilimsel anlayıştan uzak gerici yapıların eğitime müdahalesini önlemek, okulların fiziki şartlarını geliştirmek ve eğitimin esas paydaşlarıyla işbirliği geliştirmek olmalıdır.

Parasız, bilimsel, laik eğitim anlayışını hakim kılmak için, öğrencilere çok yönlü bilgi ve beceri kazandıracak nitelikli bir eğitim anlayışı benimsenmelidir. Tekrar söylüyoruz: Fırsat ve imkan eşitliğine dayalı, bilimsel ve objektif kriterleri içeren bir modele geçmelidir.

Temel bilimlere ilişkin derslerin, Tarih’in, Coğrafya’nın seçmeli olduğu, inkılap tarihini dahi zorunlu kılmayan, sanatı(Görsel Sanatlar, Müzik), sporu (Beden Eğitimi) yok sayan bu sistem bizim için yok hükmündedir.

Eğitim-İş olarak, ülkemizin geleceğini oluşturacak yeni kuşakların akıl, bilim ve sanat ortamında barış ve huzur içinde verilen bir eğitim sistemiyle yetiştirilmesi için her türlü katkıyı sunacağımızı; aksi yöndeki her türlü dayatmanın da karşısında olacağımızı kamuoyunun bilgisine sunarız.

                                                                                                          Özgür Ulaş YİĞİT

                                                                                              Eğitim-İş Konya Şube Başkanı

?
?
?
?
?
?
?

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :