Dolar : Alış : 5.9293 / Satış : 5.9400
Euro : Alış : 6.5723 / Satış : 6.5841

HAVA DURUMU
hava durumu

konya7°CÇok Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 44 Kategoride 1230 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DEĞERLENDİRME RAPORU

18 Haziran 2015 - 319 kez okunmuş
Ana Sayfa » Anasayfa»2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DEĞERLENDİRME RAPORU
2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DEĞERLENDİRME RAPORU

DSCN7996

2014-2015 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI DEĞERLENDİRME RAPORU

 

Eğitim biliminin en temel ilkelerine aykırı düzenlemelerde ısrarını sürdüren Milli Eğitim Bakanlığı, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında da eğitimi niteliksizliğe ve düzensizliğe sürükleyerek çocuklarımızın geleceği ile oynamıştır.

Eğitimde yıllardır acil çözüm bekleyen sorunları bir tarafa bırakan Milli Eğitim Bakanlığı, “dindar ve kindar nesil” yetiştirme hedefine uygun olarak kanun, hukuk, kural tanımamaktadır.

Son olarak 19. Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararlar, eğitimin “tek din, tek mezhep” anlayışına göre nasıl biçimlendirildiğini ortaya koymuştur.

Zorunlu ilköğretime başlama yaşının bir yıl erkene alınması, okulöncesi eğitimin zorunlu eğitimin dışına çıkarılması çocuğun gelişim ve eğitimine ilişkin olumsuz sonuçlarını kısa sürede ortaya çıkarmıştır.

Eğitimin temel sorunlarından biri olan okullaşma oranlarındaki yetersizlik çözülememiştir.

Yine AKP döneminde sayıları yaklaşık 4 bine ulaşan ve 1 milyon 220 bin öğrenciyi sınavlara hazırlayan dershaneler, geçtiğimiz Mart ayında dershanelerin kapatılmasıyla ilgili düzenlemenin yasalaşmasıyla birlikte, 1 Eylül 2015 tarihinden sonra ya kapatılacak ya da temel lise adı altında eğitim verecek. MEB’in son rakamlarına göre 3 bin 300 dershaneden %60’ı okula dönüşmek için başvurdu. 2 bin 36 dershanenin dönüşüm başvurusu kabul edildi. Sadece tabela değişikliğiyle dönüşümü “Temel lise” adı altında gerçekleştirecek bu liselerde, yine dershanecilik faaliyeti yapılacak, dershaneler özel okullara değil, tüm özel okullar dershanelere dönüştürülecektir.

AKP hükümeti tarafından 4+4+4 düzenlemesi “zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması” girişimi olarak sunuldu. Oysa MEB’in 2014-2015 istatistikleri ortaöğretim çağındaki çocukların örgün eğitimden koparak açık liseye yönlendiğini ortaya koymuştur. Liselere devam eden öğrencilerimizin yaklaşık %32’si açık liseye devam etmektedir.

Yıllardır sınıf mevcutlarının azaltılması ve tekli öğretime geçilmesi hedeflenmekte ancak 4+4+4 düzenlemesi ve artan sınıf mevcutları nedeniyle okulların önemli bir bölümü ikili eğitime zorlanmaktadır. 2014-2015 eğitim öğretim yılında tam gün öğretime başlayan okulların önemli bir bölümü ikili öğretime geçmek durumunda kalmıştır. Türkiye genelinde ilköğretimde 9919 okulda, liselerde 1085 okulda olmak üzere toplam 11.004 okulda ikili eğitim yapılmaktadır.

AKP iktidarının “çağ açıp, çağ kapatacak” diye tanımladığı ve 2011 yılında başlattığı büyük bir rant projesi olan Fatih Projesi çökmüştür. Projenin yirmide biri bile 4 yılda hayata geçirilememiştir. Milyarlarca liralık milli servet heba edilmiştir.

Öğretmen yetiştirme süreci siyasallaştırılarak çökertilmiş, öğretmenliğin saygınlığı da bundan büyük zarar görmüştür. Son yıllarda siyasi iktidar tarafından öğretmenlik mesleğinin itibarını zedeleyen söylem ve tutumların süreklilik kazanması, Alo 147 gibi isimsiz ihbar hatlarının kurulması,  öğretmene yönelik şiddet eylemlerini artırmıştır. Bu tür olaylar sonucunda hayatını kaybeden ya da ciddi sağlık problemleri yaşayan öğretmenler bulunmaktadır.

Öte yandan, tamamen yandaşlarını kayırma amacını taşıyan, değerlendirme ölçütleri belli olmayan bir mülakat yöntemiyle yöneticiler kıyıma uğratılmıştır. İktidarın taşeronluğunu yapan Hükümet-Sen kendi kadrolarına yer açabilmek için bu kıyımda etkin rol almıştır. Çağdaş, ilerici, devrimci, Atatürkçü yöneticiler tasfiye edilerek AKP’nin kapıkulu zihniyetine uygun yöneticiler atanmıştır.

AKP’nin yandaş kadro merakı, yalnızca yöneticilerle sınırlı kalmamış, torba yasayla yandaş öğretmen dönemi de başlatılmıştır. Aday öğretmenlerimiz ilk yıl performans değerlendirmesine tabi tutulacak ve sonra da şaibeli bir “mülakattan” sonra kadro güvencesi kazanabileceklerdir.

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenleri çalışma sürelerine bağlı olarak zorunlu rotasyona tabi tutacaktır. Yaşamlarını zor koşullara rağmen sürdürmekte olan öğretmenlerimizi yerlerinden ve okullarından koparacak bu uygulamanın eğitim sistemine hiçbir katkısının olmayacağı açıktır. Öğretmenlerimizin isteği dışında rotasyona tabi tutulması sürgün anlamına gelmektedir ve Bakanlığın bu tür bir dayatma içine girmesi kabul edilemez.

Bütün bu genel değerlendirmelerden sonra özelde Konya’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunmak gerekirse;

Eğitim öğretim yılımız Konya’da Milli Eğitim yöneticilerinin neden olduğu problemlerle geçmiştir. İl Milli Eğitim Müdürümüzün elinde ilimizde eğitim son 15 yılın en felaket yılı olarak tarihe geçmiştir. Eğitim adına tek yapabildikleri Okulların adlarını değiştirmek ve imam hatibi fiilen zorunlu hale getirmek olmuştur.

Milli Eğitim Müdürümüz Mukadder Bey ve Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürü Turan Bey’in gayretleri ile içinde Atatürk geçen ya da Atatürk’ü ve Cumhuriyeti hatırlatan okul adları hiç kimsenin anlayamadığı bir şekilde sistematik şekilde değiştirilmiştir.

İlimizin üç merkez ilçesinin birleştiği çok geniş bir alanda ortaokul düzeyinde imam hatip zorunlu hale getirilmiştir. Okul dönüşümleri hiçbir hesap ve kurala dayanmadan tamamen keyfi bir şekilde; muhafazakar olan halkımızın gözünden eğitim işlerinin yönetilemediğini gizlemek için yapılmaktadır. Durumdan halkımız da en az bizim kadar yakınmaktadır. Mahalle muhtarları çözüm beklemektedir.

Yine ilimizde okullarımızda şiddet olayları hızlı bir şekilde artmaktadır. Yöneticilerimiz bunlara çözüm bulmak yerine açıkça okullardan Atatürk’ü silmekle meşguller.

Milli Eğitim hukuk tanımaz bir şekilde keyfi ve partizan bir anlayışla yönetilmektedir. Kazanılan yargı kararları uygulanmamakta, her seferinde hukuka hile için bir yol icat edilmektedir. İdari davaların en üst mercinin verdiği müdür ve müdür yardımcısı atamalarına ilişkin yönetmelik iptalleri askıda beklemektedir.

Eğitim, insan yetiştirme ve ülkenin geleceğini şekillendirme işidir. Eğitim temel bir insan hakkıdır.

Eğitim-İş olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da eğitimin ve eğitim çalışanlarının sorunlarının takipçisi olacağımızı, haksızlığa uğrayan tüm eğitim çalışanlarının yanında olacağımızın bir kez daha altını çizmek istiyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle tüm eğitim çalışanlarına ve öğrencilerimize iyi bir tatil diliyoruz.

 

 Şükrü BALUN

Şube  Başkanı

ANADOLU_MANSET_20150617_4KONYA_HAKIMIYET_20150618_6RASYONEL_HABER_20150618_12 (1)

 

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar