Dolar : Alış : 5.5398 / Satış : 5.5497
Euro : Alış : 6.1414 / Satış : 6.1524

HAVA DURUMU
hava durumu

konya31°CGök Gürültülü Sağanak Yağışlı

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 43 Kategoride 1197 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Veli Demir’den manifesto gibi savunma

22 Temmuz 2019 - 27 kez okunmuş
Ana Sayfa » Uncategorized»Veli Demir’den manifesto gibi savunma
Veli Demir’den manifesto gibi savunma

Veli Demir’in 19 Temmuz 2019 tarihinde Konya Adliyesindeki savunmasını tarihe not düşülmesi açısından sitemizde yayımlıyoruz.

Sayın Yargıç,
Sayın Avukatlar,
Değerli arkadaşlar,
Sizleri selamlıyorum;

Üç yıl önce yapılan bir açıklama için bu kadar süre beklenilmesini anlayabilmiş değilim. Açıklama, emperyalizm güdümündeki hain Fetö terör örgütünün  anayasal kurumlara, meşru hükümete yaptığı darbeyi kınamak için yapılan bir açıklamadır.

Açıklama hükümet edenlerin can güvenliği nedeniyle ortada gözükmediği sayın Cumhurbaşkanı, sayın Başbakan ve sayın Bakanların ortada gözükmediği, bazılarının darbe başarılı olur diye sindiği bir süreçte  hükümete sahip çıkmayanların çekimser kaldığı bir zaman diliminde yapılmıştır.

Hiçbir koruması, silahlı bir gücü olmayan Veli Demir, onbinlerce yurtsever, devrimci, demokrat ve Atatürkçü öğretmenden,emekçilerden aldığı cesaretle alçak saldırıyı kınamış, anayasal kurumları savunmuştur.

Bizim için Menemendeki devrimin yiğit evladına saldıran gerici Derviş Mehmet neyse emperyalizmin güdümündeki terör örgütü  Fetö’de odur.

İddia makamı yapılan açıklamayı amacından ve özünden ayıklayarak,cımbızlayarak suç yaratma peşine düşmüştür.

Aslında sayın savcı nafile peşindedir.

Açıklamadan suç unsuru yaratmak ölüden gözyaşı beklemekten daha zordur.

Eğer bu mahkemelerde, Türkiye’nin en yurtsever, en devrimci, en muhalif örgütü Eğitim-İş susturulmak isteniyorsa bu da nafiledir.

Eğitim-iş yurtsever öğretmenin çelikleşmiş  iradesini temsil etmektedir.

Bolu beyine karşı Köroğlu, Kuyucu Murat’a karşı Pir Sultan’dır Eğitim-İş.

Elbette ki gerici, emperyalist darbede siyasal iktidarın kusurlarını, etkilerini  söyleyecektir Eğitim-İş.

Dün terör örgütü Fetö’nün sınav yolsuzluklarını mahkemelere nasıl taşımışsa bundan sonra da diğer cemaat ve tarikatların Cumhuriyetin eğitim sistemine saldırılarına karşı kendisini siper edecektir Eğitim-iş.

Dün siyasal iktidarın desteğiyle şarlatan terörist başı Fethullahın kitapları okula girerken, durdurulması için nasıl mücadele ettiyse, bugün de yine korumasız yoksul halk çocuklarını yurtlarında yakan, tarikat evlerinde ırzına geçen vicdansızlarla mücadele edecektir Eğitim-İş.

Elbette ki tarihin gördüğü en acımasız hain darbeyi kınarken bu hainlerle işbirliği ve ortaklık yapanları da deşifre edecektir Eğitim-iş.

Elbette ki ’’ne istediler de vermedik’’ diyerek toplumu kuşatan ve teslim alan hain terör örgütüne zemin hazırlayanları da anlatacaktır Eğitim-iş.

Elbette ki kamunun mallarını, stadyumlarını, bu hainlere peşkeş çekenlere sözü olacaktır Eğitim-iş’in.

Elbette ki Mustafa Kemal’in kurduğu Cumhuriyetin kurucu ayarlarını bozarak, hain terör örgütü Fetö’ye zemin hazırlayanları uyaracaktır Eğitim-İş.

Elbette ki darbeye ve darbecilere karşı tarihsel karşıtlığımızı ortaya koyduğumuz açıklamamızda siyasi sorumluluğu da ilgililere hatırlatacaktır Eğitim-İş,

Elbette ki 12 Eylül darbesi ve  28 Şubat sonrası tanzim edilen bu siyasi yapılanmaya ve bu siyasal yapılanmaların devleti Fetö’nün kucağına attığını, bıraktığını söyleyecektir Eğitim-İş. Elbette ki devletin tüm anahtarlarının Fetö’ye teslim edildiği, adliyelerinin neredeyse tamamen kuşatıldığı 12 Eylül 2010 referandumunu her yönüyle halkımıza anlatacaktır Eğitim-iş.

Elbette ki anayasal güvencesi olan, anayasanın koruma altında olan Devrim yasası Tevhid-i Tedrisat yok edilip yerine eğitim sistemini orta çağ karanlığına götüren, kamuoyunda ‘’4+4+4 yasası’’  şeklinde bilinen ucube yasayı eleştirecektir Eğitim-iş.

Elbette ki bizim gibi, benim gibi yoksul Anadolu çocuklarının öğretmen, yargıç, bakan, cumhurbaşkanı yapan, parasız laik-demokratik ve kamusal eğitim sistemine saldırılara karşı kendini siper edecektir Eğitim-İş.

Elbette ki bir öğretmen olarak sokaklarda kimsesiz, adeta heder edilen  Suriyeli çocukları ve bunların bu hale gelmesine sebep olan, Mustafa Kemal’in ‘’Yurtta barış, dünyada barış’’  politikasından uzaklaşılarak, neo Osmancılığı ve bu politikalarını eleştirecektir Eğitim-İş.

Elbette ki Mustafa Kemal’in ulus ve ülke tanımını yok sayan etnik ve mezhepçi politikaları öne çıkaran anlayışlarını kınayacaktır Eğitim-İş.

Çünkü Eğitim İş’e göre; Mustafa Kemal’in ülke ve ulus tanımı esastır ve Eğitim-İş’i bağlar. Mustafa Kemal’e göre; ’’ Misak-ı Milli sınırları içindeki topraklara Türkiye, burada yaşayanların ahaliye de Türk ulusu’’ denir.

Elbette ki Mustafa Kemal’in devrimlerine, saldırılaranlara sessiz kalamaz Eğitim-İş.

Sessiz kalmadığı gibi Cumhuriyete, devrimlere ve onun değerlerine saldırmaya da kimsenin hakkı ve haddi olmadığını hatırlatır Eğitim-İş.

Elbette ki ülkemizin 65.000 okulunun  liyakatsız, ehliyetsiz kişilerce yönetilerek adeta yeni Fetöler yaratılmasına itiraz edecektir Eğitim-İş.

Okullardan bilimin, sporun, sanatın kapı dışarı edilerek buraların neredeyse medreseye dönüştürülmesine tabi ki itiraz edecektir Eğitim-İş.

Demokratik-laik cumhuriyeti, barışı, demokrasiyi, kardeşliği ve tabii ki  Mustafa Kemal’i ne pahasına olursa olsun savunacaktır Eğitim-İş.

Çünkü bu değerler Eğitim-iş’in künyesine kazınmıştır.

Eğitim-İş mirasyedi olamaz, mirasımıza ihanet edemeyiz.

Ömrümüz devleti adeta ele geçiren vicdansız Fetöyle mücadeleyle geçmiştir.

14 yıllık Eğitim-İş tarihi bunlarla doludur.

Hain darbe girişimini demokrasiye suikast olarak nitelendirdik.

Dolayısıyla bu somut olayda iddia edildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini aşağılama fiili asla yoktur.

Bu iddia Eğitim-işe aslında bir hakarettir.

TCK’nin 301. maddesinin son fıkrasında altı çizildiği üzere ortada eleştiri amacıyla yapılan düşünce, sosyolojik tespitler vardır.

İddia edildiğinin tersine açıklamamız, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini aşağılamak bir yana, hain terör örgütünün ‘’devirme’’ girişimine en üst perdeden meydan okuma, tavır koymadır. Elbette ki Eğitim-iş şark kurnazlığı yapmayacaktır.

Susmayacaktır.

Susmamanın bir bedeli olduğunu Eğitim-iş bilmektedir.

Susmamak bir sorumluluk yüklenmeyi gerektirmektedir.

Sustuklarımızın ileride tarihe kara bir leke olarak geçeceğini tüm öğretmenler olarak biliyoruz.

Dolayısıyla; dilimizde, vicdanımızda bundan sonra da susmayacaktır.

Burada söylediklerimiz, bugün olmasa bile kırk elli yıl sonra halkımız tarafından saygıyla özlemle anılacak, iyi ki Eğitim-iş var, iyi ki Eğitim-iş’in binlerce yurtsever, demokrat eğitimcisi varmış diyeceklerdir.

Elbette ki bu mahkemelerde yargılanmak bizler için apolet olacak, geleceğimize bıraktığımız  onurlu bir miras olarak sonraki nesillere kalacaktır.

Bu mahkemeler ve bu mahkemelerde yaşananlar Eğitim-İş’i  mücadeleye daha fazla itecektir.

Tüm savunmam bundan ibarettir.

Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum.

Açıklamayı eleştiri mahiyetinde yaptım.

Ulusal ve Uluslararası hukukta,  Ahim’de de söylediklerimiz kesinlikle suç değildir, yaptığımız demokratik bir eleştiridir. Devleti yönetenler eleştirilere  açık olmalıdır.

Bu nedenle öncelikle beraatimi isterim, hakkımda ceza verilecek olması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini İSTEMİYORUM.  Mahkemenizde beraat etmezsem tarih bizi beraat ettirecektir.

Sanık Veli Demir’den son sözü soruldu;

‘’Türkiye’de hakimler vardır sözüme uygun bir karar çıkacağını bekliyorum.

Bu nedenle beraatime karar verilmesini talep ediyorum’’ dedi.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :

BENZER HABERLER

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar